Eveeeet
bayaa uzun bir süre sonra Jamiroquai konseri izlenimlerimi size aktarmaya vakit
bulabildim. Böylece ilk anın gazından kurtulmuş oluyorum, daha akl-ı selim
yazacağım ammavelakin ilk hangi parçayla çıktı onu sizlere aktaramayacağım.
Öncelikle şunu söyleyim, ben İstanbul’da Rock’n’Coke ve Kilyos Solar Beach’te
yapılan konserleri özledim. Hele o Timo Maas konseri yok muydu! Clubber Haşmet
Babaoğlu ile yakın mesafede figürlerimizi yarıştırmıştık. İstanbul’un şehir içi
konser alanları hoşuma gitmiyor. Maçka Küçükçiftlik Park’ta Faithless
konserinde arkamızda 2.Dünya Savaşı’ndan kalma bi lunapark ile ne kadar havaya
girebiliriz ki? Ya Turkcell Kuruçeşme Arena’ya ne demeli? Belediyenin oto
pazarı veya kurban kesimi için ayırdığı arazilere benziyor. Bir de ortada
anlamsız kot farkları. Denizin kenarında olması sanki kurban kanı rahat aksın
diye. Kendimi hiç deniz kenarında hissetmiyorum bildoğin bozkır stayla!
Neyse efendim
mekana dokundurduktan sonra gelelim konsere...26 Haziran’da olacak konser 6
Eylül’e ertelenmişti. Şansım ilk kez yaver gitti, ben de tam İtalya gezimden
dönmüş oldum. Tahmin edeceğiniz üzere Jay Kay kızılderili kostümü ile çıktı
karşımıza. Konserde eski parçalar ağırlıklıydı hatta son albümüne adını veren Blue
Skies’ı söylemedi. Ama sadece radyodan dinlediği kadarıyla yetinen ortalama bir
hayranı için bilindik tüm parçalarını söyledi. Benim için olması imkansız
didgeridoolu şarkıları (Didjerama, Didjital Vibrations, When You Gonna Learn)
tabii ki söylenmedi. Arkadaşlarım arasında zaten yeterince alay konusu oldum şu
didgeridoo enstrümanı yüzünden. Hem alıp da evde öyle durması yüzünden, hem de
müzik bilen arkadaşlarımın “Pimaj boru sesinden nasıl bir zevk alıyorsun?”
demesinden muzdaribim. İnşallah bir zaman vakit bulabilip düzgün ses
çıkarabilirim. Konserde benim hoşuma
gitmeyen taraf geçişlerin veya parçaya dinamizm katmak adına yavaşlatma ve
eslerin çok amatörce, klişe bir şekilde yapılmış olması. Aklıma abimin yaptığı
Faithless ve İbrahim Erkal’lı 486 bilgisayar remix programları geldi. Bir de
genelde hoşlanılmayan da Jay Kay’in önceden bileğini burktuğu için veya artık
yaşı ilerlediğinden uyuzladığı. Ben buna pek katılmıyorum, çünkü Jamiroquai’nin
kliplerindeki çizgisi de gittikçe daha coollaştı. Bir ‘Canned Heat’te
üniversite ev partisiyken ‘You Gave me Something’ klibinde artık güzel
geçirilmiş bir akşam ve Love Foolosophy’de ise “Beyler ben Heidi Klum’la
takılıyorum lütfen ya” havasındaydı. Bu iki klip arasında da benzerlikler
dikkatinizi çekmiştir belki J Neyse yani adam kanlı canlı sahnedeydi ve sesi de
oldukça güçlüydü. Eh tabii insan yine de babamın deyimiyle haydarla vura vura
kırılmış bacaklarıyla değişik figürler beklemedi değil J
Parça
seçimleri güzeldi ve bilindikti: High Times, Love Foolosophy, Alright, olmazsa
olmazımız Cosmic Girl, Canned Heat, You Gave me Something...Başlangıç parçasını
hatırlamıyorum ama bitiş parçası Godzilla soundtrack “I’m going deeper
underground”. Jay Kay de seyirciler arasında uyuzladı geyiğine ithafen konser
bitiminde kulise doğru giderken oldukça yüksek sıçrayıp ayaklarını birbirine
vurdu.