Pages

Wednesday, February 15, 2012

Jay Kay



Eveeeet bayaa uzun bir süre sonra Jamiroquai konseri izlenimlerimi size aktarmaya vakit bulabildim. Böylece ilk anın gazından kurtulmuş oluyorum, daha akl-ı selim yazacağım ammavelakin ilk hangi parçayla çıktı onu sizlere aktaramayacağım. Öncelikle şunu söyleyim, ben İstanbul’da Rock’n’Coke ve Kilyos Solar Beach’te yapılan konserleri özledim. Hele o Timo Maas konseri yok muydu! Clubber Haşmet Babaoğlu ile yakın mesafede figürlerimizi yarıştırmıştık. İstanbul’un şehir içi konser alanları hoşuma gitmiyor. Maçka Küçükçiftlik Park’ta Faithless konserinde arkamızda 2.Dünya Savaşı’ndan kalma bi lunapark ile ne kadar havaya girebiliriz ki? Ya Turkcell Kuruçeşme Arena’ya ne demeli? Belediyenin oto pazarı veya kurban kesimi için ayırdığı arazilere benziyor. Bir de ortada anlamsız kot farkları. Denizin kenarında olması sanki kurban kanı rahat aksın diye. Kendimi hiç deniz kenarında hissetmiyorum bildoğin bozkır stayla!                                                                                                                        

Neyse efendim mekana dokundurduktan sonra gelelim konsere...26 Haziran’da olacak konser 6 Eylül’e ertelenmişti. Şansım ilk kez yaver gitti, ben de tam İtalya gezimden dönmüş oldum. Tahmin edeceğiniz üzere Jay Kay kızılderili kostümü ile çıktı karşımıza. Konserde eski parçalar ağırlıklıydı hatta son albümüne adını veren Blue Skies’ı söylemedi. Ama sadece radyodan dinlediği kadarıyla yetinen ortalama bir hayranı için bilindik tüm parçalarını söyledi. Benim için olması imkansız didgeridoolu şarkıları (Didjerama, Didjital Vibrations, When You Gonna Learn) tabii ki söylenmedi. Arkadaşlarım arasında zaten yeterince alay konusu oldum şu didgeridoo enstrümanı yüzünden. Hem alıp da evde öyle durması yüzünden, hem de müzik bilen arkadaşlarımın “Pimaj boru sesinden nasıl bir zevk alıyorsun?” demesinden muzdaribim. İnşallah bir zaman vakit bulabilip düzgün ses çıkarabilirim. Konserde benim hoşuma gitmeyen taraf geçişlerin veya parçaya dinamizm katmak adına yavaşlatma ve eslerin çok amatörce, klişe bir şekilde yapılmış olması. Aklıma abimin yaptığı Faithless ve İbrahim Erkal’lı 486 bilgisayar remix programları geldi. Bir de genelde hoşlanılmayan da Jay Kay’in önceden bileğini burktuğu için veya artık yaşı ilerlediğinden uyuzladığı. Ben buna pek katılmıyorum, çünkü Jamiroquai’nin kliplerindeki çizgisi de gittikçe daha coollaştı. Bir ‘Canned Heat’te üniversite ev partisiyken ‘You Gave me Something’ klibinde artık güzel geçirilmiş bir akşam ve Love Foolosophy’de ise “Beyler ben Heidi Klum’la takılıyorum lütfen ya” havasındaydı. Bu iki klip arasında da benzerlikler dikkatinizi çekmiştir belki J Neyse yani adam kanlı canlı sahnedeydi ve sesi de oldukça güçlüydü. Eh tabii insan yine de babamın deyimiyle haydarla vura vura kırılmış bacaklarıyla değişik figürler beklemedi değil J                                                                                                                                                                        
Parça seçimleri güzeldi ve bilindikti: High Times, Love Foolosophy, Alright, olmazsa olmazımız Cosmic Girl, Canned Heat, You Gave me Something...Başlangıç parçasını hatırlamıyorum ama bitiş parçası Godzilla soundtrack “I’m going deeper underground”. Jay Kay de seyirciler arasında uyuzladı geyiğine ithafen konser bitiminde kulise doğru giderken oldukça yüksek sıçrayıp ayaklarını birbirine vurdu.