Gecen gun "On the Road"u izledim. Birkac ay once filmini cektiklerini duydugumda kitabi tekrar okumak icin iyi bir firsat olduguna karar vermistim. Aralik'a kadar da bir turlu kendimi hazir hissetmedim. Cunku benim icin cok onemli bir kitaptir "On the Road". Harikulade bir kitap olmasinin yaninda okudugum her sayfa, icindeki her kucuk hikaye beni alip seneler oncesine, onu ilk okudugum zamanlara goturecek bir kitaptir. Hissettigim sey biraz korkuydu da aslinda. Ya ilk okudugum zamanki kadar begenmezsem veya simdi siradan gelirse diye. Cunku zamanla insanin sanata, bilime, tarihe, ozetle hayata bakisi o kadar degisiyor ki.
Sonunda Aralik'ta ufak bir tatil imkani buldugumda artik hazirdim. Hem uzun zamandir gormedigim arkadaslarimla beraber gecirecegim tatilden daha uygun bir zaman dusunemiyordum Kerouac icin. Bir yandan da artik filmi izlemek istiyordum. Sanirim bir kitap uyarlamasini izlemeden once en yapilmamasi gereken sey o kitabi okumak, belki daha da kotusu o kitabi tekrar okumak. Ustunde "Book was better" yazan tshirtler cikmisken bu yaptigim filme biraz haksizlik olabilir belki de. Ama dedigim gibi, bu kitap onemli, filmi nasil olursa olsun.. Bir kere basladiktan sonra kitap yine bitirilmeden elimden dusmeyecegini belli etti. Gerci bu sefer geleneksel kagit-murekkep kitap seklinde degil de telefonumdan elektronik kitap seklinde okuyordum.

E-kitap arkadaslarim tarafindan gozlerimi bozma girisimim olarak degerlendirse de tatile baska bir renk katti, Her yerde, sekilden sekile girerek okuma imkani verdi bana "On the Road"u. Korktugumun aksine baska bir tat aldim bu sefer. Tatli bir tesadufle Sal'in Missisipi'yi gectigi bolumu okurken, ben de -belki de yuz mil belki daha da fazla guneyinden de olsa- tam olarak Missisipi'nin uzerindeydim. Bunu kopru uzerinde fotograf cekmek yerine kitabi elimden birakamamama bir odul olarak yorumladim. Yillarin bende biraktigi izlerin, Kerouac'in tasvirlerini daha iyi anlamami sagladigini ve daha da onemlisi, kitabin gercekten ne kadar akici, guzel yazilmis ve ne kadar fikir dolu oldugunu hatirladim.

Filme gelirsek.. evet tahmin edilecegi uzere cok etkilenmedim filmden, Ama baska yerlerde okudugum kadar kotu de bulmadim. 40'li yillarin sonu cok guzel verilmis, hissettirilmis seyirciye. Oyuncular da basarili. Benim acimdan en buyuk eksiklik, kitapta o her bolumu bir cirpida bitirmenizi saglayan muhtesem dilin getirdigi akiciligin filmde olmamasiydi. Tersine Kerouac'in sade dilini yansitmaya calisirken filmde adeta bir monotonluga sebep olunmus. Bu da okunurlugu mukemmel bir kitaptan seyredilirligi zor bir film cikarmis ortaya.
Tam bu tatil-kitap-film ile ilgilenirken neredeyse gozumun onunde duran bir seyi de kesfettim. Megerse Kerouac'in On the Road yayinlandigi sirada yasadigi, 'Dharma Bums'i yazdigi ev cok yakinlarimdaymis. 1957-1958 yillarinda Kerouac o meshur kagit rulolarini bu yazida resimlerini paylastigim evde doldurmus. O zamanlarda cekilmis fotograflarindan bir tanesini de yanda sizle paylasiyorum. Meyvelerinden yedigi agaclardan evin bahcesinde hala bir iki tane var. Su anda bu ev lokal sanatcilarin yardimlariyla restore edilmis durumda ve alti aylik surelerle yeni yazarlara ev sahipligi yapiyor. Yeni yazarlar, bir zamanlar Kerouac'in yasadigi, merdivenlerinde oturdugu, bu cok guzel, eski Florida tipi evde alti ay kalip kendi eserlerini ortaya cikartiyorlar.
Yogun Kerouac dolu gecirdigim bu ayi bir blog yazisiyla sonlandirirken su cok unlu satirlari bir kez daha paylasmak istememde sakinca yok sanirim: