Pages

Thursday, January 10, 2013

akustik


Coldplay konserini yazdiktan sonra ilk kez gecen gun bloga girdim. 2012'nin konserlerinden birini daha yazacakken tekrar bu son yaziyi okudum ve "cok da istemeyerek" gittigim baska konserler geldi aklima. Madem oyle bunlardan birini daha yazayim dedim.

2012'yi yazacaktim guya ama 2011 yazindan geliyor bu konser anisi.. 2012'de Coldplay disinda hep istedigim tarzda konserlere gittim sanirim. Neyse, yine kirmamin mumkun olmadigi bir teklifle kendimi bir Bryan Adams konserinde buldum. Konser liselerde hem spor hem gosteri salonu olarak kullanilan binalara benzer kucuk bir mekandaydi. Sahne seyircinin oturdugu alandan yaklasik 2 metre kadar yukaridaydi, neyse ki, cunku seyircinin oturdugu alanda en ufak bir egim yoktu, ayakta duracak bir bolum de yoktu. Salonun demodeliginin ve kucuklugunun benden yarattigi hayreti uzerimden attiktan sonra boyle bir konser oncesi gerekli sivi yuklemesini tamamladim ve koltuk..pardon sandalyemdeki yerimi aldim.

Konserin benim icin beklenmedik guzel yanlari vardi. Herseyden once Adams'a sadece gitari ve bir piyano eslik ediyordu. Dolayisiyla arkadas elinde avucunda ne varsa bize gosterdi. Yetenekli bir sarkiciyi, tek bir gitar veya piyanoyla dinlemek her ne olursa olsun zayif noktalarimdan biri olarak kalacak gibi.. Dogrusunu soylemek gerekirse ses-performans hic fena degildi, daha da dogrusu bekledigimden cok daha iyiydi. Butun bildiginiz radyo canavari sakilari dinledik.. Romantizmden bayilma noktalarina geldigimizde Adams neyse ki (herhalde o da yillarin etkisiyle biraz baymis) birkac country sarkicisi taklidiyle salondaki havayi duzeltti.

Bryan Adams sever misiniz sevebilir misiniz bilmem, ama bir konserine gitmeniz gerekirse en iyi seklinin bu olacagini soyleyebilirim.

No comments:

Post a Comment